Tutuklama Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Tutuklama kararına nasıl itiraz edilir, süre ne kadardır ve itirazı hangi merci inceler? Tutuklama kararındaki kuvvetli suç şüphesi, kaçma veya delil karartma nedenleri, ölçülülük ve adli kontrolün yeterliliğinin itiraz dilekçesinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ele aldık.

Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Evet.

Tutuklama, kişinin özgürlüğünü doğrudan sınırlandıran ağır bir koruma tedbiridir. Bu nedenle tutuklama kararının hukuka uygunluğunun başka bir yargı mercii tarafından denetlenebilmesi mümkündür.

CMK m.101/5 uyarınca tutuklama kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ayrıca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini talep edebilir.

Dolayısıyla tutuklama kararı verildiğinde kişinin yargılama sonuna kadar herhangi bir başvuru yapmadan tutuklu kalması gerektiği düşüncesi doğru değildir.

Tutuklama Kararına İtiraz Süresi Ne Kadardır?

Güncel CMK m.268 uyarınca, kanunda ayrıca farklı bir süre öngörülmemişse hakim veya mahkeme kararına karşı itiraz, ilgilinin kararı öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır.

Burada eski kaynaklara dikkat etmek gerekir.

İnternette halen tutuklama kararına itiraz süresinin 7 gün olduğuna ilişkin çok sayıda içerik bulunmaktadır. Ancak CMK m.268'de yapılan değişiklik sonrasında genel itiraz süresi iki haftadır.

Bu nedenle özellikle eski tarihli hukuk içeriklerine dayanılarak süre hesabı yapılmamasını önemli görüyoruz.

İtiraz Nereye Yapılır?

Tutuklama kararına karşı itiraz, doğrudan incelemeyi yapacak üst mercie değil, kararı veren mercie sunulur.

CMK m.268'e göre itiraz;

kararı veren mercie verilecek dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle yapılabilir.

Kararı veren hakim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltebilir.

İtirazı yerinde görmezse dosyayı en geç üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir.

Sulh Ceza Hakimliğinin Tutuklama Kararına Kim Bakar?

Soruşturma aşamasında tutuklama kararları çoğunlukla sulh ceza hakimliği tarafından verilmektedir.

Güncel CMK m.268/3-b uyarınca sulh ceza hakimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, kural olarak yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hakimine aittir.

Sulh ceza hakimliği işlerinin asliye ceza hakimi tarafından görüldüğü yerlerde ise itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Bu düzenleme de eski tarihli internet içeriklerinde farklı şekilde görülebileceğinden, güncel mevzuat üzerinden kontrol edilmelidir.

Tutuklamaya İtirazda Ne Yazılmalıdır?

Tutuklamaya itiraz dilekçesinin yalnızca:

“Tutuklama kararı haksızdır, tahliye talep ediyoruz.”

şeklindeki birkaç cümleden ibaret bırakılmasını yeterli bulmuyoruz.

Kanaatimizce etkili bir tutuklama itirazında, tutuklama kararının dayandığı gerekçeler tek tek ele alınmalıdır.

Özellikle şu sorular cevaplandırılmalıdır:

Dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil gerçekten var mı?

Kişinin kaçacağına ilişkin somut bir olgu bulunuyor mu?

Şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme imkanı var mı?

Tanık veya mağdur üzerinde baskı kurabileceğini gösteren somut bir davranış mevcut mu?

Dosyadaki deliller büyük ölçüde toplanmış mı?

Tutuklama somut olay bakımından ölçülü mü?

Aynı amaç adli kontrol tedbirleriyle sağlanabilir mi?

İtirazın gücü, çoğu zaman bu sorulara dosyaya özgü cevaplar verilmesine bağlıdır.

Kuvvetli Suç Şüphesine Nasıl İtiraz Edilir?

CMK m.100 uyarınca tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller gereklidir.

Bu nedenle itiraz dilekçesinde önce tutuklama kararında kuvvetli şüpheye dayanak gösterilen deliller incelenmelidir.

Örneğin;

tanık beyanının çelişkili olması,

kamera görüntüsünün şüpheliyi açık şekilde göstermemesi,

dijital verinin kişiye aidiyetinin tartışmalı olması,

suça konu materyalle şüpheli arasında doğrudan bağ kurulamaması

veya dosyadaki delilin yalnızca soyut bir ihbara dayanması

somut dosyanın özelliklerine göre tartışılabilir.

Burada önemli olan, yalnızca “delil yetersiz” demek değil, hangi delilin neden kuvvetli suç şüphesi oluşturmadığını açıklamaktır.

Kaçma Şüphesi Nasıl Değerlendirilir?

Tutuklama kararlarında en sık kullanılan gerekçelerden biri kaçma şüphesidir.

Ancak kişinin yalnızca ağır bir suçla itham edilmesi, tek başına her durumda gerçek bir kaçma tehlikesinin bulunduğunu göstermeyebilir.

İtirazda somut olayın şartlarına göre;

sabit ikametgah,

düzenli iş,

aile bağları,

bakmakla yükümlü olunan kişiler,

soruşturma sürecindeki çağrılara uyulması,

kendiliğinden ifade vermeye gelinmesi,

kaçmaya yönelik herhangi bir teşebbüs bulunmaması

gibi hususlar ortaya konulabilir.

Amaç, kişinin kaçma ihtimalinin soyut değil somut olgular üzerinden değerlendirilmesini sağlamaktır.

Delil Karartma Şüphesine Nasıl İtiraz Edilir?

Tutuklamanın diğer önemli gerekçelerinden biri delilleri karartma ihtimalidir.

Ancak soruşturmanın ilerleyen aşamalarında;

kamera kayıtları alınmış,

telefon incelemeleri yapılmış,

aramalar tamamlanmış,

fiziki deliller muhafaza altına alınmış,

tanıkların önemli bölümü dinlenmiş

olabilir.

Bu durumda:

“Hangi delil halen karartılabilir?”

sorusunun sorulması gerekir.

Deliller kamu makamlarının eline geçtiğinde veya korunmaya alındığında delil karartma ihtimalinin devam edip etmediği somut biçimde değerlendirilmelidir.

Bu husus özellikle tutukluluğun devamı kararlarına karşı yapılan başvurularda önem taşır.

Adli Kontrol Tutuklamaya Alternatif Olabilir mi?

Evet.

CMK sisteminde adli kontrol, tutuklamaya göre kişinin özgürlüğüne daha az müdahale eden bir koruma tedbiridir.

CMK m.101 uyarınca tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağının da somut şekilde gerekçelendirilmesi gerekir.

Bu nedenle itiraz dilekçesinde yalnızca tahliye istenmesi yerine, gerekirse alternatif olarak adli kontrol uygulanabileceği de ileri sürülebilir.

Örneğin;

yurt dışına çıkış yasağı,

belirli aralıklarla imza verme,

belirlenen bölgeyi terk etmeme

ve somut olaya uygun diğer tedbirler

tutuklama yerine değerlendirilebilir.

“Katalog Suç” Olduğu İçin İtiraz Reddedilebilir mi?

Bir suçun CMK m.100'de katalog suçlar arasında bulunması, tutuklamanın otomatik olarak zorunlu olduğu anlamına gelmez.

Önceki makalemizde de değindiğimiz üzere katalog suç düzenlemesi, kanundaki diğer tutuklama şartlarını ortadan kaldırmaz.

Kuvvetli suç şüphesinin dayanağı, tutuklamanın gerekliliği, ölçülülük ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı yine değerlendirilmelidir.

Bu konuda ayrıntılı açıklamamız için “Tutuklama Kararı Hangi Şartlarda Verilebilir?” başlıklı makalemize iç bağlantı verebiliriz.

Tutuklama Kararına İtiraz Edince Kişi Hemen Serbest Kalır mı?

Hayır.

CMK m.269'a göre itiraz başvurusu, kural olarak kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Yani tutuklama kararına itiraz edilmesiyle kişi otomatik olarak tahliye edilmiş olmaz.

Ancak itirazı inceleyen merci, tutuklama kararını kaldırarak kişinin tahliyesine veya gerekli görürse adli kontrol uygulanmasına karar verebilir.

İtiraz Nasıl İncelenir?

CMK m.271 uyarınca itiraz hakkında kural olarak duruşma yapılmaksızın karar verilir.

Ancak merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısını, ardından müdafi veya vekili dinleyebilir.

İtiraz mercii gerekli gördüğünde ayrıca inceleme ve araştırma yapabilir veya bunların yapılmasını emredebilir.

Tutuklama veya tahliye konusundaki bir itiraz sırasında Cumhuriyet savcısından görüş alınırsa, bu görüşün şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilmesi gerekir. İlgili taraf bu görüşe karşı üç gün içinde beyanda bulunabilir.

İtiraz Reddedilirse Bir Daha Tahliye İstenemez mi?

Hayır.

Tutuklama kararına yapılan ilk itirazın reddedilmesi, kişinin artık tahliye isteyemeyeceği anlamına gelmez.

CMK m.104 uyarınca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir.

Bu husus son derece önemlidir.

Çünkü ceza soruşturması durağan değildir.

Zaman içerisinde;

yeni deliller toplanabilir,

tanıklar dinlenebilir,

bilirkişi raporu gelebilir,

şüpheli lehine yeni belgeler ortaya çıkabilir

veya başlangıçta mevcut olduğu düşünülen delil karartma tehlikesi ortadan kalkabilir.

Bu nedenle önceki itirazın reddedilmiş olması, ilerleyen aşamada yeni bir tahliye talebi yapılmasına engel değildir.

Tahliye Talebi Kaç Günde Karara Bağlanır?

CMK m.105'e göre CMK m.103 ve 104 kapsamında yapılan istem üzerine yetkili merci kural olarak üç gün içinde karar verir.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından kanunda belirtilen bazı durumlarda bu süre yedi gün olarak uygulanır.

Merci;

tahliye, talebin reddi veya adli kontrol uygulanması yönünde karar verebilir.

Bu kararlara da itiraz mümkündür.

Tutukluluk Kendiliğinden İncelenir mi?

Evet.

CMK m.108 uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutukluluk durumu en geç otuzar günlük sürelerle değerlendirilmelidir.

Bu incelemede CMK m.100'deki tutuklama şartlarının devam edip etmediği ele alınır.

Dolayısıyla tutuklama kararı bir kez verildiğinde aynı gerekçeyle sınırsız şekilde devam eden bir tedbir değildir.

Tutuklama sebeplerinin devam edip etmediği zaman içerisinde yeniden değerlendirilmelidir.

İtiraz Dilekçesinde Kişisel Durumlar Önemli midir?

Evet, ancak tek başına yeterli değildir.

Şüpheli veya sanığın;

sabit ikametgahının bulunması,

evli veya çocuk sahibi olması,

ailesinin geçimini sağlaması,

düzenli bir işte çalışması,

sağlık durumu,

soruşturma sürecine uyum göstermesi

gibi kişisel özellikleri özellikle kaçma ihtimali ve ölçülülük değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Ancak tutuklamaya itirazı yalnızca:

“Evli, çocuklu ve sabit ikametgah sahibidir.”

şeklindeki standart cümlelerden ibaret bırakmak doğru değildir.

Bu bilgiler mutlaka dosyadaki deliller ve tutuklama nedenlerine yönelik hukuki itirazla birlikte sunulmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yaklaşımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli, 2021/232 E. ve 2022/415 K. sayılı kararında, tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin, bir tutuklama nedeninin ve ölçülülüğün değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Karar, kanuni tutuklama nedenlerinin bulunmasının hakimi her durumda tutuklama kararı vermeye zorlamadığı ve tedbirin somut olay bakımından değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım açısından önemlidir.

Bu nedenle tutuklama itirazında yalnızca isnat edilen suçun adına değil, somut tutuklama gerekçelerine odaklanılması gerekir.

Tutuklama Kararına İtiraz Konusundaki Mesleki Görüşümüz

Mesleki uygulamada tutuklama itirazlarının en önemli sorununun, bazen fazla genel hazırlanması olduğunu görüyoruz.

Kanaatimizce başarılı bir tutuklama itirazının çıkış noktası tutuklama kararının kendisi olmalıdır.

Önce hakim tarafından hangi delillerin kuvvetli suç şüphesine dayanak gösterildiği tespit edilmeli;

ardından hangi kaçma veya delil karartma nedenlerinin kabul edildiği incelenmeli;

son olarak adli kontrolün neden yetersiz görüldüğü değerlendirilmelidir.

Dilekçe daha sonra bu gerekçelere tek tek cevap vermelidir.

Bizim yaklaşımımızda tutuklamaya itiraz;

kişinin özgeçmişini anlatan standart bir tahliye dilekçesi değil, tutuklama kararının hukuki ve fiili gerekçelerine verilen somut bir cevap olmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Tutuklama kararına itiraz süresi kaç gündür?
Güncel CMK m.268 uyarınca genel itiraz süresi, kararın öğrenildiği tarihten itibaren iki haftadır.

Tutuklama itirazını kim inceler?
Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararına karşı yapılan itirazı kural olarak ilgili asliye ceza mahkemesi hakimi inceler.

İtiraz edilince tahliye otomatik olur mu?
Hayır. İtiraz kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

İtiraz reddedilirse tekrar tahliye isteyebilir miyim?
Evet. CMK m.104 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme talep edilebilir.

Tahliye yerine adli kontrol istenebilir mi?
Evet. Dosyanın özelliklerine göre tutuklama yerine adli kontrol uygulanması talep edilebilir.

Tutuklama kararında adli kontrol neden değerlendirilir?
CMK m.101 uyarınca adli kontrolün neden yetersiz kalacağının tutuklama kararında somut olgularla gerekçelendirilmesi gerekir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tutuklamaya itirazda ileri sürülebilecek gerekçeler; isnat edilen suç, dosyadaki deliller, tutuklama kararının içeriği ve soruşturmanın bulunduğu aşamaya göre değişebilir.

Sonuç

Tutuklama kararına karşı itiraz, kişinin özgürlüğünün sınırlandırılmasının başka bir yargı mercii tarafından denetlenmesini sağlayan önemli bir kanun yoludur.

Güncel CMK m.268 uyarınca genel itiraz süresi iki haftadır. Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararlarına karşı yapılan itirazlar ise kural olarak ilgili asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından incelenmektedir.

Ancak tutuklama itirazında asıl önemli olan yalnızca süre içerisinde dilekçe vermek değildir.

İtirazda;

kuvvetli suç şüphesinin dayanakları, kaçma tehlikesi, delil karartma ihtimali, ölçülülük ve adli kontrolün yeterliliği

somut dosyanın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kanaatimizce etkili bir tutuklama itirazı, tutuklama kararında belirtilen gerekçelere doğrudan cevap veren ve dosyadaki somut deliller üzerinden kurulan bir savunma olmalıdır.

Tutuklama Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Tutuklama kararına nasıl itiraz edilir, süre ne kadardır ve itirazı hangi merci inceler? Tutuklama kararındaki kuvvetli suç şüphesi, kaçma veya delil karartma nedenleri, ölçülülük ve adli kontrolün yeterliliğinin itiraz dilekçesinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ele aldık.

Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Evet.

Tutuklama, kişinin özgürlüğünü doğrudan sınırlandıran ağır bir koruma tedbiridir. Bu nedenle tutuklama kararının hukuka uygunluğunun başka bir yargı mercii tarafından denetlenebilmesi mümkündür.

CMK m.101/5 uyarınca tutuklama kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ayrıca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini talep edebilir.

Dolayısıyla tutuklama kararı verildiğinde kişinin yargılama sonuna kadar herhangi bir başvuru yapmadan tutuklu kalması gerektiği düşüncesi doğru değildir.

Tutuklama Kararına İtiraz Süresi Ne Kadardır?

Güncel CMK m.268 uyarınca, kanunda ayrıca farklı bir süre öngörülmemişse hakim veya mahkeme kararına karşı itiraz, ilgilinin kararı öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır.

Burada eski kaynaklara dikkat etmek gerekir.

İnternette halen tutuklama kararına itiraz süresinin 7 gün olduğuna ilişkin çok sayıda içerik bulunmaktadır. Ancak CMK m.268'de yapılan değişiklik sonrasında genel itiraz süresi iki haftadır.

Bu nedenle özellikle eski tarihli hukuk içeriklerine dayanılarak süre hesabı yapılmamasını önemli görüyoruz.

İtiraz Nereye Yapılır?

Tutuklama kararına karşı itiraz, doğrudan incelemeyi yapacak üst mercie değil, kararı veren mercie sunulur.

CMK m.268'e göre itiraz;

kararı veren mercie verilecek dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle yapılabilir.

Kararı veren hakim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltebilir.

İtirazı yerinde görmezse dosyayı en geç üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir.

Sulh Ceza Hakimliğinin Tutuklama Kararına Kim Bakar?

Soruşturma aşamasında tutuklama kararları çoğunlukla sulh ceza hakimliği tarafından verilmektedir.

Güncel CMK m.268/3-b uyarınca sulh ceza hakimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, kural olarak yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hakimine aittir.

Sulh ceza hakimliği işlerinin asliye ceza hakimi tarafından görüldüğü yerlerde ise itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Bu düzenleme de eski tarihli internet içeriklerinde farklı şekilde görülebileceğinden, güncel mevzuat üzerinden kontrol edilmelidir.

Tutuklamaya İtirazda Ne Yazılmalıdır?

Tutuklamaya itiraz dilekçesinin yalnızca:

“Tutuklama kararı haksızdır, tahliye talep ediyoruz.”

şeklindeki birkaç cümleden ibaret bırakılmasını yeterli bulmuyoruz.

Kanaatimizce etkili bir tutuklama itirazında, tutuklama kararının dayandığı gerekçeler tek tek ele alınmalıdır.

Özellikle şu sorular cevaplandırılmalıdır:

Dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil gerçekten var mı?

Kişinin kaçacağına ilişkin somut bir olgu bulunuyor mu?

Şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme imkanı var mı?

Tanık veya mağdur üzerinde baskı kurabileceğini gösteren somut bir davranış mevcut mu?

Dosyadaki deliller büyük ölçüde toplanmış mı?

Tutuklama somut olay bakımından ölçülü mü?

Aynı amaç adli kontrol tedbirleriyle sağlanabilir mi?

İtirazın gücü, çoğu zaman bu sorulara dosyaya özgü cevaplar verilmesine bağlıdır.

Kuvvetli Suç Şüphesine Nasıl İtiraz Edilir?

CMK m.100 uyarınca tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller gereklidir.

Bu nedenle itiraz dilekçesinde önce tutuklama kararında kuvvetli şüpheye dayanak gösterilen deliller incelenmelidir.

Örneğin;

tanık beyanının çelişkili olması,

kamera görüntüsünün şüpheliyi açık şekilde göstermemesi,

dijital verinin kişiye aidiyetinin tartışmalı olması,

suça konu materyalle şüpheli arasında doğrudan bağ kurulamaması

veya dosyadaki delilin yalnızca soyut bir ihbara dayanması

somut dosyanın özelliklerine göre tartışılabilir.

Burada önemli olan, yalnızca “delil yetersiz” demek değil, hangi delilin neden kuvvetli suç şüphesi oluşturmadığını açıklamaktır.

Kaçma Şüphesi Nasıl Değerlendirilir?

Tutuklama kararlarında en sık kullanılan gerekçelerden biri kaçma şüphesidir.

Ancak kişinin yalnızca ağır bir suçla itham edilmesi, tek başına her durumda gerçek bir kaçma tehlikesinin bulunduğunu göstermeyebilir.

İtirazda somut olayın şartlarına göre;

sabit ikametgah,

düzenli iş,

aile bağları,

bakmakla yükümlü olunan kişiler,

soruşturma sürecindeki çağrılara uyulması,

kendiliğinden ifade vermeye gelinmesi,

kaçmaya yönelik herhangi bir teşebbüs bulunmaması

gibi hususlar ortaya konulabilir.

Amaç, kişinin kaçma ihtimalinin soyut değil somut olgular üzerinden değerlendirilmesini sağlamaktır.

Delil Karartma Şüphesine Nasıl İtiraz Edilir?

Tutuklamanın diğer önemli gerekçelerinden biri delilleri karartma ihtimalidir.

Ancak soruşturmanın ilerleyen aşamalarında;

kamera kayıtları alınmış,

telefon incelemeleri yapılmış,

aramalar tamamlanmış,

fiziki deliller muhafaza altına alınmış,

tanıkların önemli bölümü dinlenmiş

olabilir.

Bu durumda:

“Hangi delil halen karartılabilir?”

sorusunun sorulması gerekir.

Deliller kamu makamlarının eline geçtiğinde veya korunmaya alındığında delil karartma ihtimalinin devam edip etmediği somut biçimde değerlendirilmelidir.

Bu husus özellikle tutukluluğun devamı kararlarına karşı yapılan başvurularda önem taşır.

Adli Kontrol Tutuklamaya Alternatif Olabilir mi?

Evet.

CMK sisteminde adli kontrol, tutuklamaya göre kişinin özgürlüğüne daha az müdahale eden bir koruma tedbiridir.

CMK m.101 uyarınca tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağının da somut şekilde gerekçelendirilmesi gerekir.

Bu nedenle itiraz dilekçesinde yalnızca tahliye istenmesi yerine, gerekirse alternatif olarak adli kontrol uygulanabileceği de ileri sürülebilir.

Örneğin;

yurt dışına çıkış yasağı,

belirli aralıklarla imza verme,

belirlenen bölgeyi terk etmeme

ve somut olaya uygun diğer tedbirler

tutuklama yerine değerlendirilebilir.

“Katalog Suç” Olduğu İçin İtiraz Reddedilebilir mi?

Bir suçun CMK m.100'de katalog suçlar arasında bulunması, tutuklamanın otomatik olarak zorunlu olduğu anlamına gelmez.

Önceki makalemizde de değindiğimiz üzere katalog suç düzenlemesi, kanundaki diğer tutuklama şartlarını ortadan kaldırmaz.

Kuvvetli suç şüphesinin dayanağı, tutuklamanın gerekliliği, ölçülülük ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı yine değerlendirilmelidir.

Bu konuda ayrıntılı açıklamamız için “Tutuklama Kararı Hangi Şartlarda Verilebilir?” başlıklı makalemize iç bağlantı verebiliriz.

Tutuklama Kararına İtiraz Edince Kişi Hemen Serbest Kalır mı?

Hayır.

CMK m.269'a göre itiraz başvurusu, kural olarak kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Yani tutuklama kararına itiraz edilmesiyle kişi otomatik olarak tahliye edilmiş olmaz.

Ancak itirazı inceleyen merci, tutuklama kararını kaldırarak kişinin tahliyesine veya gerekli görürse adli kontrol uygulanmasına karar verebilir.

İtiraz Nasıl İncelenir?

CMK m.271 uyarınca itiraz hakkında kural olarak duruşma yapılmaksızın karar verilir.

Ancak merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısını, ardından müdafi veya vekili dinleyebilir.

İtiraz mercii gerekli gördüğünde ayrıca inceleme ve araştırma yapabilir veya bunların yapılmasını emredebilir.

Tutuklama veya tahliye konusundaki bir itiraz sırasında Cumhuriyet savcısından görüş alınırsa, bu görüşün şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilmesi gerekir. İlgili taraf bu görüşe karşı üç gün içinde beyanda bulunabilir.

İtiraz Reddedilirse Bir Daha Tahliye İstenemez mi?

Hayır.

Tutuklama kararına yapılan ilk itirazın reddedilmesi, kişinin artık tahliye isteyemeyeceği anlamına gelmez.

CMK m.104 uyarınca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir.

Bu husus son derece önemlidir.

Çünkü ceza soruşturması durağan değildir.

Zaman içerisinde;

yeni deliller toplanabilir,

tanıklar dinlenebilir,

bilirkişi raporu gelebilir,

şüpheli lehine yeni belgeler ortaya çıkabilir

veya başlangıçta mevcut olduğu düşünülen delil karartma tehlikesi ortadan kalkabilir.

Bu nedenle önceki itirazın reddedilmiş olması, ilerleyen aşamada yeni bir tahliye talebi yapılmasına engel değildir.

Tahliye Talebi Kaç Günde Karara Bağlanır?

CMK m.105'e göre CMK m.103 ve 104 kapsamında yapılan istem üzerine yetkili merci kural olarak üç gün içinde karar verir.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından kanunda belirtilen bazı durumlarda bu süre yedi gün olarak uygulanır.

Merci;

tahliye, talebin reddi veya adli kontrol uygulanması yönünde karar verebilir.

Bu kararlara da itiraz mümkündür.

Tutukluluk Kendiliğinden İncelenir mi?

Evet.

CMK m.108 uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutukluluk durumu en geç otuzar günlük sürelerle değerlendirilmelidir.

Bu incelemede CMK m.100'deki tutuklama şartlarının devam edip etmediği ele alınır.

Dolayısıyla tutuklama kararı bir kez verildiğinde aynı gerekçeyle sınırsız şekilde devam eden bir tedbir değildir.

Tutuklama sebeplerinin devam edip etmediği zaman içerisinde yeniden değerlendirilmelidir.

İtiraz Dilekçesinde Kişisel Durumlar Önemli midir?

Evet, ancak tek başına yeterli değildir.

Şüpheli veya sanığın;

sabit ikametgahının bulunması,

evli veya çocuk sahibi olması,

ailesinin geçimini sağlaması,

düzenli bir işte çalışması,

sağlık durumu,

soruşturma sürecine uyum göstermesi

gibi kişisel özellikleri özellikle kaçma ihtimali ve ölçülülük değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Ancak tutuklamaya itirazı yalnızca:

“Evli, çocuklu ve sabit ikametgah sahibidir.”

şeklindeki standart cümlelerden ibaret bırakmak doğru değildir.

Bu bilgiler mutlaka dosyadaki deliller ve tutuklama nedenlerine yönelik hukuki itirazla birlikte sunulmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yaklaşımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli, 2021/232 E. ve 2022/415 K. sayılı kararında, tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin, bir tutuklama nedeninin ve ölçülülüğün değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Karar, kanuni tutuklama nedenlerinin bulunmasının hakimi her durumda tutuklama kararı vermeye zorlamadığı ve tedbirin somut olay bakımından değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım açısından önemlidir.

Bu nedenle tutuklama itirazında yalnızca isnat edilen suçun adına değil, somut tutuklama gerekçelerine odaklanılması gerekir.

Tutuklama Kararına İtiraz Konusundaki Mesleki Görüşümüz

Mesleki uygulamada tutuklama itirazlarının en önemli sorununun, bazen fazla genel hazırlanması olduğunu görüyoruz.

Kanaatimizce başarılı bir tutuklama itirazının çıkış noktası tutuklama kararının kendisi olmalıdır.

Önce hakim tarafından hangi delillerin kuvvetli suç şüphesine dayanak gösterildiği tespit edilmeli;

ardından hangi kaçma veya delil karartma nedenlerinin kabul edildiği incelenmeli;

son olarak adli kontrolün neden yetersiz görüldüğü değerlendirilmelidir.

Dilekçe daha sonra bu gerekçelere tek tek cevap vermelidir.

Bizim yaklaşımımızda tutuklamaya itiraz;

kişinin özgeçmişini anlatan standart bir tahliye dilekçesi değil, tutuklama kararının hukuki ve fiili gerekçelerine verilen somut bir cevap olmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Tutuklama kararına itiraz süresi kaç gündür?
Güncel CMK m.268 uyarınca genel itiraz süresi, kararın öğrenildiği tarihten itibaren iki haftadır.

Tutuklama itirazını kim inceler?
Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararına karşı yapılan itirazı kural olarak ilgili asliye ceza mahkemesi hakimi inceler.

İtiraz edilince tahliye otomatik olur mu?
Hayır. İtiraz kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

İtiraz reddedilirse tekrar tahliye isteyebilir miyim?
Evet. CMK m.104 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme talep edilebilir.

Tahliye yerine adli kontrol istenebilir mi?
Evet. Dosyanın özelliklerine göre tutuklama yerine adli kontrol uygulanması talep edilebilir.

Tutuklama kararında adli kontrol neden değerlendirilir?
CMK m.101 uyarınca adli kontrolün neden yetersiz kalacağının tutuklama kararında somut olgularla gerekçelendirilmesi gerekir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tutuklamaya itirazda ileri sürülebilecek gerekçeler; isnat edilen suç, dosyadaki deliller, tutuklama kararının içeriği ve soruşturmanın bulunduğu aşamaya göre değişebilir.

Sonuç

Tutuklama kararına karşı itiraz, kişinin özgürlüğünün sınırlandırılmasının başka bir yargı mercii tarafından denetlenmesini sağlayan önemli bir kanun yoludur.

Güncel CMK m.268 uyarınca genel itiraz süresi iki haftadır. Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararlarına karşı yapılan itirazlar ise kural olarak ilgili asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından incelenmektedir.

Ancak tutuklama itirazında asıl önemli olan yalnızca süre içerisinde dilekçe vermek değildir.

İtirazda;

kuvvetli suç şüphesinin dayanakları, kaçma tehlikesi, delil karartma ihtimali, ölçülülük ve adli kontrolün yeterliliği

somut dosyanın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kanaatimizce etkili bir tutuklama itirazı, tutuklama kararında belirtilen gerekçelere doğrudan cevap veren ve dosyadaki somut deliller üzerinden kurulan bir savunma olmalıdır.