Karakoldan veya Savcılıktan İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım? Gitmezsem Ne Olur?

Karakoldan veya savcılıktan ifadeye çağrıldığınızda ne yapmalısınız? İfadeye gitmemek zorla getirmeye neden olur mu, hangi sıfatla çağrıldığınızı nasıl öğrenirsiniz ve ifade öncesinde hangi haklara sahipsiniz? Ceza soruşturmasının ilk aşamasında bilinmesi gerekenleri uygulamadaki tecrübelerimizle ele aldık.

Karakoldan veya Savcılıktan İfadeye Çağrılmak Ne Anlama Gelir?

Bir kişinin polis, jandarma veya Cumhuriyet savcılığı tarafından ifadeye çağrılması, hakkında mutlaka dava açılacağı veya suçlu olduğunun kabul edildiği anlamına gelmez.

Ceza soruşturması sırasında Cumhuriyet savcılığı olayın aydınlatılması amacıyla şüpheli, mağdur, müşteki veya tanıkların beyanlarına başvurabilir.

Bu nedenle tarafımıza “Karakoldan aradılar, hakkımda dava mı açıldı?” şeklinde çok sayıda soru yöneltilmektedir.

Burada ilk yapılması gereken, paniğe kapılmak değil; hangi dosya kapsamında ve hangi sıfatla çağrıldığınızı öğrenmektir.

Çünkü kişinin şüpheli olarak ifadeye çağrılması ile mağdur, müşteki veya tanık sıfatıyla çağrılması aynı hukuki sonuçları doğurmaz.

Önce Hangi Sıfatla Çağrıldığınızı Öğrenin

Ceza soruşturması bakımından en önemli ayrımlardan biri kişinin dosyadaki sıfatıdır.

Şüpheli, hakkında suç işlediği yönünde şüphe bulunan kişidir. Mağdur suçtan doğrudan zarar gören kişiyi, müşteki ise şikayette bulunan kişiyi ifade eder. Tanık ise olay hakkında bilgisi bulunduğu düşünülen kişidir.

Günlük konuşmada bunların tamamı için “ifadeye çağrıldım” denilse de Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından ifade alma, esas itibarıyla şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesini ifade eder.

Bu nedenle telefonla veya başka bir yolla çağrıldığınızda mümkünse;

hangi birimden arandığınızı, dosya veya soruşturma numarasını, hangi sıfatla çağrıldığınızı ve çağrının hangi olayla ilgili olduğunu

öğrenmek önemlidir.

İfadeye Çağrılan Kişi Gitmek Zorunda mı?

CMK m.145 uyarınca ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılabilir. Çağrıda kişinin neden çağrıldığı belirtilir ve çağrıya uyulmaması halinde zorla getirilebileceği bildirilir.

Usulüne uygun şekilde yapılan çağrının görmezden gelinmesi doğru değildir.

Şartları mevcutsa, çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir.

Bu nedenle ifadeye çağrılan kişinin yalnızca çağrıyı dikkate almamasını doğru bulmuyoruz.

Eğer çağrılan tarihte haklı bir mazeret bulunuyorsa ilgili birimle iletişime geçilmesi ve durumun bildirilmesi daha uygun olacaktır.

Polis Telefonla Aradıysa Gitmek Zorunlu mu?

Uygulamada kolluk birimleri kişilere çoğu zaman telefonla ulaşarak belirli bir gün ve saatte karakola gelmelerini isteyebilmektedir.

Ancak telefonla yapılan bir davet ile CMK m.145 anlamında usulüne uygun davetiye aynı hukuki işlem değildir.

Bu durum, “Telefonla aradılarsa gitmeme gerek yok.” şeklinde anlaşılmamalıdır.

Telefonla çağrılan kişinin öncelikle aramanın gerçekten ilgili kolluk biriminden yapıldığını doğrulaması, hangi dosya nedeniyle çağrıldığını öğrenmesi ve mümkünse ifade tarihi öncesinde hukuki durumunu değerlendirmesi daha doğru olacaktır.

Özellikle kişinin hangi suç isnadıyla karşı karşıya olduğunu bilmeden karakola gitmesini ve hiçbir hazırlık yapmadan ifade vermesini mesleki olarak doğru bulmuyoruz.

Karakol İfadesi ile Savcılık İfadesi Aynı Şey mi?

Her ikisi de ceza soruşturmasının parçasıdır ancak ifadeyi alan makam farklıdır.

Kollukta ifade polis veya jandarma görevlileri tarafından alınabilir. Cumhuriyet savcısı ise soruşturmayı yürüten adli makam olarak şüphelinin ifadesini doğrudan alabilir.

Bunun yanında “ifade” ile “sorgu” kavramları da birbirinden farklıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu sisteminde şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesi ifade, hakim veya mahkeme tarafından dinlenmesi ise sorgu olarak adlandırılmaktadır.

Bu ayrım ilk bakışta teknik görünse de önceki beyanların ilerleyen aşamalarda nasıl değerlendirileceği bakımından önem taşıyabilir.

İfadeye Gitmeden Önce Dosyanın İçeriğini Öğrenebilir miyim?

Bu sorunun cevabı her dosyada aynı değildir.

Ceza soruşturmalarında dosyanın içeriğine erişim, soruşturmanın niteliğine ve dosyada verilmiş bir kısıtlama kararı bulunup bulunmadığına göre değişebilir.

Bu nedenle “İfadeye gitmeden önce dosyanın tamamını mutlaka görebilirim.” şeklinde genel bir kuraldan söz etmek doğru olmaz.

Bununla birlikte kişinin kendisine yöneltilen isnadın ne olduğunu öğrenmesi savunma hakkı açısından önemlidir.

CMK m.147 kapsamında ifade sırasında kişiye yüklenen suç anlatılmalı; müdafi yardımından yararlanma hakkı ve yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkı da bildirilmelidir.

İfade Öncesinde Avukatla Görüşebilir miyim?

Evet.

Şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir. Müdafi, şüpheliyle görüşebilir, ifade sırasında yanında bulunabilir ve hukuki yardım sağlayabilir.

Kanaatimizce ifade günü karakola gidip ilk kez orada “Avukat gerekir mi?” diye düşünmek yerine, mümkün olduğunda ifade öncesinde hukuki durumun değerlendirilmesi daha sağlıklıdır.

Bu konuda ayrıntılı olarak hazırladığımız “Karakolda İfade Verirken Avukat Zorunlu mu? Kolluk İfadesinde Avukatın Önemi” başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

İfade Vermek Zorunda mıyım?

Bu soruda önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Şüpheli, kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür. Ancak kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapmak zorunda değildir.

CMK m.147 uyarınca kişiye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir. Bu hak uygulamada susma hakkı olarak bilinmektedir.

Dolayısıyla “Karakola gittim, sorulan her soruya cevap vermek zorundayım.” düşüncesi doğru değildir.

Bununla birlikte susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağı veya ayrıntılı savunma yapılıp yapılmayacağı her ceza dosyasında ayrı değerlendirilmelidir.

Bizim mesleki yaklaşımımızda önemli olan kişinin bu kararı dosyanın hukuki durumunu bilerek vermesidir.

“Ben Suçsuzum, Gidip Her Şeyi Anlatırım” Düşüncesi

Uygulamada en sık karşılaştığımız yaklaşımlardan biri budur.

Kişi herhangi bir suç işlemediğine inandığı için ifade aşamasını önemsiz görebilir.

“Benim saklayacak bir şeyim yok, gider her şeyi anlatırım.”

şeklinde düşünülebilir.

Elbette kişinin gerçeği anlatması gerekir. Ancak sorun çoğu zaman gerçeğin anlatılması değil; kişinin olayın hangi kısmının hukuken önem taşıdığını bilmemesidir.

Kişi tarihleri karıştırabilir, olaya ilişkin bir ayrıntıyı yanlış ifade edebilir veya kendisine önemsiz gelen bir hususu anlatmayabilir.

Daha sonra dosyaya başka bir delil girdiğinde ilk ifadeyle arasında görünürde bir çelişki ortaya çıkabilir.

Bu nedenle ceza soruşturmasında suçsuz olduğunu düşünen kişinin de ilk ifadeyi ciddiye alması gerekir.

İfadeye Hazırlanırken Ne Yapılmalı?

Kanaatimizce kişi öncelikle olayın kronolojisini sakin biçimde düşünmelidir.

Ne zaman, nerede, kimlerle birlikte bulunduğu; olay öncesinde ve sonrasında neler yaşandığı; varsa mesaj, kamera kaydı, belge, tanık veya başka bir delilin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.

İfade çağrısı alındıktan sonra delilleri silmek, mesajları yok etmek, kişilere ne söylemeleri gerektiğini telkin etmek veya olayla ilgili kayıtları değiştirmeye çalışmak doğru değildir.

Savunmaya hazırlanmak ile delil üzerinde değişiklik yapmak birbirinden tamamen farklı şeylerdir.

Kişi lehine olan deliller varsa bunların hukuka uygun biçimde korunması ve gerektiğinde soruşturma makamına sunulması değerlendirilmelidir.

İfadeye Gitmezsem Hakkımda Yakalama Kararı Çıkar mı?

İfadeye gitmemenin doğrudan ve otomatik sonucu her durumda yakalama kararı değildir.

Usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen kişi bakımından öncelikle zorla getirme gündeme gelebilir.

Yakalama emri ise farklı şartları bulunan ayrı bir ceza muhakemesi işlemidir.

Bu nedenle zorla getirme ile yakalama emrini birbirine karıştırmamak gerekir.

Bununla birlikte dosyada kişinin çağrıya uymamasının dışında yakalama emrini gerektirecek başka hukuki nedenler mevcut olabilir.

Bu nedenle ifadeye çağrılan kişinin “Gitmezsem en fazla bir daha ararlar.” düşüncesiyle hareket etmesi doğru değildir.

Zorla Getirme Ne Demektir?

Zorla getirme, kişinin kolluk aracılığıyla ilgili Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme önüne götürülmesini sağlayan ceza muhakemesi işlemidir.

Zorla getirme kararı verilen kişi, kanunda öngörülen usule uygun şekilde kararı veren makamın önüne götürülerek ifadesi alınabilir veya sorgusu yapılabilir.

Zorla getirme kararı verilmesi kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.

Ancak kişinin kendi isteğiyle belirlenen tarihte ifade vermesiyle kolluk tarafından zorla götürülmesi arasında pratik açıdan önemli bir fark bulunduğu açıktır.

İfade İçin Karakola Gittiğimde Gözaltına Alınabilir miyim?

İfadeye çağrılmış olmak ile gözaltına alınmak aynı şey değildir.

Bir kişi yalnızca ifade vermek üzere karakola gidebilir ve ifadesinin ardından ayrılabilir.

Ancak soruşturmanın özellikleri ve kanunda öngörülen şartların mevcut olması halinde yakalama veya gözaltı işlemleri de gündeme gelebilir.

Dolayısıyla “İfadeye çağrıldım, kesin gözaltına alınacağım.” düşüncesi de “Sadece ifade için çağrıldım, başka hiçbir işlem yapılamaz.” düşüncesi de doğru değildir.

Dosyanın niteliği önemlidir.

İfade Verdikten Sonra Ne Olur?

İfadenin alınmasıyla ceza soruşturması mutlaka sona ermez.

Cumhuriyet savcılığı şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamaya devam edebilir.

Tanıklar dinlenebilir, kamera görüntüleri incelenebilir, bilirkişi raporu alınabilir, dijital materyaller değerlendirilebilir veya başka soruşturma işlemleri yapılabilir.

Soruşturmanın sonunda elde edilen deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenebilir.

Yeterli şüphe elde edilememesi veya kovuşturma imkanının bulunmaması halinde ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar gündeme gelebilir.

Bu konuyu ayrıca “İfade Verdikten Sonra Ne Olur?” başlıklı ayrı makalemizde ayrıntılı olarak ele alacağız.

İlk İfade Daha Sonra Değiştirilebilir mi?

Evet.

Kişi soruşturmanın veya kovuşturmanın sonraki aşamalarında farklı açıklamalar yapabilir, önceki ifadesini düzeltebilir veya savunmasına eklemelerde bulunabilir.

Ancak bu durum ilk ifadenin hiç verilmemiş sayılması anlamına gelmez.

İki ifade arasında önemli farklılıklar bulunması halinde bu farklılığın nedeni dosyada değerlendirme konusu olabilir.

Bu nedenle “Şimdi bir şey söylerim, daha sonra değiştiririm.” yaklaşımını doğru bulmuyoruz.

Bu konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirmemiz için İlk İfade Sonradan Değiştirilebilir mi? Kolluk İfadesinin Delil Değeri başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Avukatsız Verilen Kolluk İfadesinin Durumu Nedir?

CMK m.148/4 bu konuda önemli bir güvence içermektedir.

Müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, kişi tarafından daha sonra hakim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Bu hüküm, avukatsız alınan kolluk ifadesinin dosyadan otomatik olarak silineceği anlamına gelmez.

Ancak söz konusu ifadenin mahkumiyet hükmüne esas alınabilmesi bakımından kanun özel bir güvence getirmiştir.

Bu düzenleme de ilk ifade aşamasının neden ciddiye alınması gerektiğini göstermektedir.

Mesleki Uygulamada En Çok Gördüğümüz Hatalar

İfadeye çağrılan kişilerde bazı davranışların tekrarlandığını görüyoruz.

İlk olarak çağrının tamamen görmezden gelinmesi geliyor.

İkinci olarak kişi dosyanın ne hakkında olduğunu öğrenmeden ifadeye gidiyor.

Bir başka hata ise olayın üzerinden hızlıca geçip “Nasıl olsa mahkemede anlatırım.” düşüncesiyle eksik veya yeterince kontrol edilmemiş bir tutanağın imzalanması oluyor.

Bazen kişi kendisine sorulmayan konularda dahi çok geniş açıklamalar yaparak dosyanın konusu dışında yeni tartışmaların ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Bütün dosyalar bakımından uygulanabilecek tek bir davranış biçimi bulunmamaktadır.

Ancak genel olarak kişinin neden çağrıldığını bilmesi, haklarını öğrenmesi ve ifadenin önemini küçümsememesi gerektiğini düşünüyoruz.

İfadeye Çağrıldığınızda Bizce İlk Yapılması Gereken Nedir?

Bizim mesleki uygulamadaki yaklaşımımız basittir:

Önce dosyanın ne olduğunu anlamak gerekir.

Kişinin yalnızca “Beni karakoldan aradılar.” bilgisinden hareketle sağlıklı bir değerlendirme yapması mümkün değildir.

Öncelikle hangi olaydan, hangi dosyadan ve hangi sıfatla çağrıldığı belirlenmeli; ardından kişinin sahip olduğu haklar ve olası süreç değerlendirilmelidir.

Özellikle ciddi bir suç isnadı söz konusu olduğunda, ilk ifade verilmeden önce hukuki yardım alınmasını önemli görüyoruz.

Çünkü ceza soruşturmasının başlangıcında yapılan açıklamalar ve işlemler, aylar sonra görülecek bir davada yeniden karşımıza çıkabilir.

Sık Sorulan Sorular

Karakoldan telefonla aradılar, gitmezsem suç işlemiş olur muyum?
Telefonla çağrının hukuki niteliği ile usulüne uygun davetiye aynı değildir. Ancak çağrıyı tamamen görmezden gelmek yerine dosyanın ve çağrının niteliğinin öğrenilmesi gerekir.

İfadeye çağrılmam hakkımda dava açıldığı anlamına mı gelir?
Hayır. İfade alma soruşturma aşamasındaki işlemlerden biridir. Soruşturma sonunda dava açılıp açılmayacağı toplanan delillere göre değerlendirilir.

İfadeye gitmezsem polis beni alır mı?
Usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen şüpheli hakkında şartları oluştuğunda zorla getirme kararı verilebilir.

İfade vermeden önce avukatımla görüşebilir miyim?
Evet. Şüpheli soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir.

Karakolda susma hakkımı kullanabilir miyim?
Evet. Şüphelinin kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı vardır.

Karakola gidince tutuklanır mıyım?
İfadeye çağrılmak tek başına tutuklama nedeni değildir. Tutuklama farklı şartlara tabi ayrı bir koruma tedbiridir.

İfadeye avukatla gitmek suçlu olduğum izlenimi yaratır mı?
Hayır. Müdafi yardımından yararlanmak kanundan doğan savunma hakkıdır.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Ceza soruşturmalarında uygulanacak hukuki yol somut olayın özelliklerine, isnat edilen suça ve dosyadaki delillere göre değişebilir.

Sonuç

Karakoldan veya Cumhuriyet savcılığından ifadeye çağrılmak kişinin suçlu olduğu veya hakkında mutlaka ceza davası açılacağı anlamına gelmez.

Ancak ifade işlemini sıradan bir formalite olarak görmek de doğru değildir.

Usulüne uygun çağrıya rağmen ifade için gitmeyen kişi hakkında şartları oluştuğunda zorla getirme kararı verilebilir.

Bunun yanında şüphelinin kendisine yöneltilen suçlamayı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma ve suçlama hakkında açıklamada bulunmama hakkı bulunmaktadır.

Mesleki uygulamamızda, özellikle ceza soruşturmasının henüz başındayken verilen ilk ifadenin öneminin zaman zaman gözden kaçırıldığını görüyoruz.

Bu nedenle ifadeye çağrılan kişinin önce hangi olay ve hangi sıfat nedeniyle çağrıldığını öğrenmesini, haklarını bilmesini ve ciddi bir suç isnadı söz konusuysa ifade öncesinde hukuki yardım almasını önemsiyoruz.

Karakoldan veya Savcılıktan İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım? Gitmezsem Ne Olur?

Karakoldan veya savcılıktan ifadeye çağrıldığınızda ne yapmalısınız? İfadeye gitmemek zorla getirmeye neden olur mu, hangi sıfatla çağrıldığınızı nasıl öğrenirsiniz ve ifade öncesinde hangi haklara sahipsiniz? Ceza soruşturmasının ilk aşamasında bilinmesi gerekenleri uygulamadaki tecrübelerimizle ele aldık.

Karakoldan veya Savcılıktan İfadeye Çağrılmak Ne Anlama Gelir?

Bir kişinin polis, jandarma veya Cumhuriyet savcılığı tarafından ifadeye çağrılması, hakkında mutlaka dava açılacağı veya suçlu olduğunun kabul edildiği anlamına gelmez.

Ceza soruşturması sırasında Cumhuriyet savcılığı olayın aydınlatılması amacıyla şüpheli, mağdur, müşteki veya tanıkların beyanlarına başvurabilir.

Bu nedenle tarafımıza “Karakoldan aradılar, hakkımda dava mı açıldı?” şeklinde çok sayıda soru yöneltilmektedir.

Burada ilk yapılması gereken, paniğe kapılmak değil; hangi dosya kapsamında ve hangi sıfatla çağrıldığınızı öğrenmektir.

Çünkü kişinin şüpheli olarak ifadeye çağrılması ile mağdur, müşteki veya tanık sıfatıyla çağrılması aynı hukuki sonuçları doğurmaz.

Önce Hangi Sıfatla Çağrıldığınızı Öğrenin

Ceza soruşturması bakımından en önemli ayrımlardan biri kişinin dosyadaki sıfatıdır.

Şüpheli, hakkında suç işlediği yönünde şüphe bulunan kişidir. Mağdur suçtan doğrudan zarar gören kişiyi, müşteki ise şikayette bulunan kişiyi ifade eder. Tanık ise olay hakkında bilgisi bulunduğu düşünülen kişidir.

Günlük konuşmada bunların tamamı için “ifadeye çağrıldım” denilse de Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından ifade alma, esas itibarıyla şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesini ifade eder.

Bu nedenle telefonla veya başka bir yolla çağrıldığınızda mümkünse;

hangi birimden arandığınızı, dosya veya soruşturma numarasını, hangi sıfatla çağrıldığınızı ve çağrının hangi olayla ilgili olduğunu

öğrenmek önemlidir.

İfadeye Çağrılan Kişi Gitmek Zorunda mı?

CMK m.145 uyarınca ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılabilir. Çağrıda kişinin neden çağrıldığı belirtilir ve çağrıya uyulmaması halinde zorla getirilebileceği bildirilir.

Usulüne uygun şekilde yapılan çağrının görmezden gelinmesi doğru değildir.

Şartları mevcutsa, çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir.

Bu nedenle ifadeye çağrılan kişinin yalnızca çağrıyı dikkate almamasını doğru bulmuyoruz.

Eğer çağrılan tarihte haklı bir mazeret bulunuyorsa ilgili birimle iletişime geçilmesi ve durumun bildirilmesi daha uygun olacaktır.

Polis Telefonla Aradıysa Gitmek Zorunlu mu?

Uygulamada kolluk birimleri kişilere çoğu zaman telefonla ulaşarak belirli bir gün ve saatte karakola gelmelerini isteyebilmektedir.

Ancak telefonla yapılan bir davet ile CMK m.145 anlamında usulüne uygun davetiye aynı hukuki işlem değildir.

Bu durum, “Telefonla aradılarsa gitmeme gerek yok.” şeklinde anlaşılmamalıdır.

Telefonla çağrılan kişinin öncelikle aramanın gerçekten ilgili kolluk biriminden yapıldığını doğrulaması, hangi dosya nedeniyle çağrıldığını öğrenmesi ve mümkünse ifade tarihi öncesinde hukuki durumunu değerlendirmesi daha doğru olacaktır.

Özellikle kişinin hangi suç isnadıyla karşı karşıya olduğunu bilmeden karakola gitmesini ve hiçbir hazırlık yapmadan ifade vermesini mesleki olarak doğru bulmuyoruz.

Karakol İfadesi ile Savcılık İfadesi Aynı Şey mi?

Her ikisi de ceza soruşturmasının parçasıdır ancak ifadeyi alan makam farklıdır.

Kollukta ifade polis veya jandarma görevlileri tarafından alınabilir. Cumhuriyet savcısı ise soruşturmayı yürüten adli makam olarak şüphelinin ifadesini doğrudan alabilir.

Bunun yanında “ifade” ile “sorgu” kavramları da birbirinden farklıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu sisteminde şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesi ifade, hakim veya mahkeme tarafından dinlenmesi ise sorgu olarak adlandırılmaktadır.

Bu ayrım ilk bakışta teknik görünse de önceki beyanların ilerleyen aşamalarda nasıl değerlendirileceği bakımından önem taşıyabilir.

İfadeye Gitmeden Önce Dosyanın İçeriğini Öğrenebilir miyim?

Bu sorunun cevabı her dosyada aynı değildir.

Ceza soruşturmalarında dosyanın içeriğine erişim, soruşturmanın niteliğine ve dosyada verilmiş bir kısıtlama kararı bulunup bulunmadığına göre değişebilir.

Bu nedenle “İfadeye gitmeden önce dosyanın tamamını mutlaka görebilirim.” şeklinde genel bir kuraldan söz etmek doğru olmaz.

Bununla birlikte kişinin kendisine yöneltilen isnadın ne olduğunu öğrenmesi savunma hakkı açısından önemlidir.

CMK m.147 kapsamında ifade sırasında kişiye yüklenen suç anlatılmalı; müdafi yardımından yararlanma hakkı ve yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkı da bildirilmelidir.

İfade Öncesinde Avukatla Görüşebilir miyim?

Evet.

Şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir. Müdafi, şüpheliyle görüşebilir, ifade sırasında yanında bulunabilir ve hukuki yardım sağlayabilir.

Kanaatimizce ifade günü karakola gidip ilk kez orada “Avukat gerekir mi?” diye düşünmek yerine, mümkün olduğunda ifade öncesinde hukuki durumun değerlendirilmesi daha sağlıklıdır.

Bu konuda ayrıntılı olarak hazırladığımız “Karakolda İfade Verirken Avukat Zorunlu mu? Kolluk İfadesinde Avukatın Önemi” başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

İfade Vermek Zorunda mıyım?

Bu soruda önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Şüpheli, kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür. Ancak kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapmak zorunda değildir.

CMK m.147 uyarınca kişiye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir. Bu hak uygulamada susma hakkı olarak bilinmektedir.

Dolayısıyla “Karakola gittim, sorulan her soruya cevap vermek zorundayım.” düşüncesi doğru değildir.

Bununla birlikte susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağı veya ayrıntılı savunma yapılıp yapılmayacağı her ceza dosyasında ayrı değerlendirilmelidir.

Bizim mesleki yaklaşımımızda önemli olan kişinin bu kararı dosyanın hukuki durumunu bilerek vermesidir.

“Ben Suçsuzum, Gidip Her Şeyi Anlatırım” Düşüncesi

Uygulamada en sık karşılaştığımız yaklaşımlardan biri budur.

Kişi herhangi bir suç işlemediğine inandığı için ifade aşamasını önemsiz görebilir.

“Benim saklayacak bir şeyim yok, gider her şeyi anlatırım.”

şeklinde düşünülebilir.

Elbette kişinin gerçeği anlatması gerekir. Ancak sorun çoğu zaman gerçeğin anlatılması değil; kişinin olayın hangi kısmının hukuken önem taşıdığını bilmemesidir.

Kişi tarihleri karıştırabilir, olaya ilişkin bir ayrıntıyı yanlış ifade edebilir veya kendisine önemsiz gelen bir hususu anlatmayabilir.

Daha sonra dosyaya başka bir delil girdiğinde ilk ifadeyle arasında görünürde bir çelişki ortaya çıkabilir.

Bu nedenle ceza soruşturmasında suçsuz olduğunu düşünen kişinin de ilk ifadeyi ciddiye alması gerekir.

İfadeye Hazırlanırken Ne Yapılmalı?

Kanaatimizce kişi öncelikle olayın kronolojisini sakin biçimde düşünmelidir.

Ne zaman, nerede, kimlerle birlikte bulunduğu; olay öncesinde ve sonrasında neler yaşandığı; varsa mesaj, kamera kaydı, belge, tanık veya başka bir delilin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.

İfade çağrısı alındıktan sonra delilleri silmek, mesajları yok etmek, kişilere ne söylemeleri gerektiğini telkin etmek veya olayla ilgili kayıtları değiştirmeye çalışmak doğru değildir.

Savunmaya hazırlanmak ile delil üzerinde değişiklik yapmak birbirinden tamamen farklı şeylerdir.

Kişi lehine olan deliller varsa bunların hukuka uygun biçimde korunması ve gerektiğinde soruşturma makamına sunulması değerlendirilmelidir.

İfadeye Gitmezsem Hakkımda Yakalama Kararı Çıkar mı?

İfadeye gitmemenin doğrudan ve otomatik sonucu her durumda yakalama kararı değildir.

Usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen kişi bakımından öncelikle zorla getirme gündeme gelebilir.

Yakalama emri ise farklı şartları bulunan ayrı bir ceza muhakemesi işlemidir.

Bu nedenle zorla getirme ile yakalama emrini birbirine karıştırmamak gerekir.

Bununla birlikte dosyada kişinin çağrıya uymamasının dışında yakalama emrini gerektirecek başka hukuki nedenler mevcut olabilir.

Bu nedenle ifadeye çağrılan kişinin “Gitmezsem en fazla bir daha ararlar.” düşüncesiyle hareket etmesi doğru değildir.

Zorla Getirme Ne Demektir?

Zorla getirme, kişinin kolluk aracılığıyla ilgili Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme önüne götürülmesini sağlayan ceza muhakemesi işlemidir.

Zorla getirme kararı verilen kişi, kanunda öngörülen usule uygun şekilde kararı veren makamın önüne götürülerek ifadesi alınabilir veya sorgusu yapılabilir.

Zorla getirme kararı verilmesi kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.

Ancak kişinin kendi isteğiyle belirlenen tarihte ifade vermesiyle kolluk tarafından zorla götürülmesi arasında pratik açıdan önemli bir fark bulunduğu açıktır.

İfade İçin Karakola Gittiğimde Gözaltına Alınabilir miyim?

İfadeye çağrılmış olmak ile gözaltına alınmak aynı şey değildir.

Bir kişi yalnızca ifade vermek üzere karakola gidebilir ve ifadesinin ardından ayrılabilir.

Ancak soruşturmanın özellikleri ve kanunda öngörülen şartların mevcut olması halinde yakalama veya gözaltı işlemleri de gündeme gelebilir.

Dolayısıyla “İfadeye çağrıldım, kesin gözaltına alınacağım.” düşüncesi de “Sadece ifade için çağrıldım, başka hiçbir işlem yapılamaz.” düşüncesi de doğru değildir.

Dosyanın niteliği önemlidir.

İfade Verdikten Sonra Ne Olur?

İfadenin alınmasıyla ceza soruşturması mutlaka sona ermez.

Cumhuriyet savcılığı şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamaya devam edebilir.

Tanıklar dinlenebilir, kamera görüntüleri incelenebilir, bilirkişi raporu alınabilir, dijital materyaller değerlendirilebilir veya başka soruşturma işlemleri yapılabilir.

Soruşturmanın sonunda elde edilen deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenebilir.

Yeterli şüphe elde edilememesi veya kovuşturma imkanının bulunmaması halinde ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar gündeme gelebilir.

Bu konuyu ayrıca “İfade Verdikten Sonra Ne Olur?” başlıklı ayrı makalemizde ayrıntılı olarak ele alacağız.

İlk İfade Daha Sonra Değiştirilebilir mi?

Evet.

Kişi soruşturmanın veya kovuşturmanın sonraki aşamalarında farklı açıklamalar yapabilir, önceki ifadesini düzeltebilir veya savunmasına eklemelerde bulunabilir.

Ancak bu durum ilk ifadenin hiç verilmemiş sayılması anlamına gelmez.

İki ifade arasında önemli farklılıklar bulunması halinde bu farklılığın nedeni dosyada değerlendirme konusu olabilir.

Bu nedenle “Şimdi bir şey söylerim, daha sonra değiştiririm.” yaklaşımını doğru bulmuyoruz.

Bu konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirmemiz için İlk İfade Sonradan Değiştirilebilir mi? Kolluk İfadesinin Delil Değeri başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Avukatsız Verilen Kolluk İfadesinin Durumu Nedir?

CMK m.148/4 bu konuda önemli bir güvence içermektedir.

Müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, kişi tarafından daha sonra hakim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Bu hüküm, avukatsız alınan kolluk ifadesinin dosyadan otomatik olarak silineceği anlamına gelmez.

Ancak söz konusu ifadenin mahkumiyet hükmüne esas alınabilmesi bakımından kanun özel bir güvence getirmiştir.

Bu düzenleme de ilk ifade aşamasının neden ciddiye alınması gerektiğini göstermektedir.

Mesleki Uygulamada En Çok Gördüğümüz Hatalar

İfadeye çağrılan kişilerde bazı davranışların tekrarlandığını görüyoruz.

İlk olarak çağrının tamamen görmezden gelinmesi geliyor.

İkinci olarak kişi dosyanın ne hakkında olduğunu öğrenmeden ifadeye gidiyor.

Bir başka hata ise olayın üzerinden hızlıca geçip “Nasıl olsa mahkemede anlatırım.” düşüncesiyle eksik veya yeterince kontrol edilmemiş bir tutanağın imzalanması oluyor.

Bazen kişi kendisine sorulmayan konularda dahi çok geniş açıklamalar yaparak dosyanın konusu dışında yeni tartışmaların ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Bütün dosyalar bakımından uygulanabilecek tek bir davranış biçimi bulunmamaktadır.

Ancak genel olarak kişinin neden çağrıldığını bilmesi, haklarını öğrenmesi ve ifadenin önemini küçümsememesi gerektiğini düşünüyoruz.

İfadeye Çağrıldığınızda Bizce İlk Yapılması Gereken Nedir?

Bizim mesleki uygulamadaki yaklaşımımız basittir:

Önce dosyanın ne olduğunu anlamak gerekir.

Kişinin yalnızca “Beni karakoldan aradılar.” bilgisinden hareketle sağlıklı bir değerlendirme yapması mümkün değildir.

Öncelikle hangi olaydan, hangi dosyadan ve hangi sıfatla çağrıldığı belirlenmeli; ardından kişinin sahip olduğu haklar ve olası süreç değerlendirilmelidir.

Özellikle ciddi bir suç isnadı söz konusu olduğunda, ilk ifade verilmeden önce hukuki yardım alınmasını önemli görüyoruz.

Çünkü ceza soruşturmasının başlangıcında yapılan açıklamalar ve işlemler, aylar sonra görülecek bir davada yeniden karşımıza çıkabilir.

Sık Sorulan Sorular

Karakoldan telefonla aradılar, gitmezsem suç işlemiş olur muyum?
Telefonla çağrının hukuki niteliği ile usulüne uygun davetiye aynı değildir. Ancak çağrıyı tamamen görmezden gelmek yerine dosyanın ve çağrının niteliğinin öğrenilmesi gerekir.

İfadeye çağrılmam hakkımda dava açıldığı anlamına mı gelir?
Hayır. İfade alma soruşturma aşamasındaki işlemlerden biridir. Soruşturma sonunda dava açılıp açılmayacağı toplanan delillere göre değerlendirilir.

İfadeye gitmezsem polis beni alır mı?
Usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen şüpheli hakkında şartları oluştuğunda zorla getirme kararı verilebilir.

İfade vermeden önce avukatımla görüşebilir miyim?
Evet. Şüpheli soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir.

Karakolda susma hakkımı kullanabilir miyim?
Evet. Şüphelinin kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı vardır.

Karakola gidince tutuklanır mıyım?
İfadeye çağrılmak tek başına tutuklama nedeni değildir. Tutuklama farklı şartlara tabi ayrı bir koruma tedbiridir.

İfadeye avukatla gitmek suçlu olduğum izlenimi yaratır mı?
Hayır. Müdafi yardımından yararlanmak kanundan doğan savunma hakkıdır.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Ceza soruşturmalarında uygulanacak hukuki yol somut olayın özelliklerine, isnat edilen suça ve dosyadaki delillere göre değişebilir.

Sonuç

Karakoldan veya Cumhuriyet savcılığından ifadeye çağrılmak kişinin suçlu olduğu veya hakkında mutlaka ceza davası açılacağı anlamına gelmez.

Ancak ifade işlemini sıradan bir formalite olarak görmek de doğru değildir.

Usulüne uygun çağrıya rağmen ifade için gitmeyen kişi hakkında şartları oluştuğunda zorla getirme kararı verilebilir.

Bunun yanında şüphelinin kendisine yöneltilen suçlamayı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma ve suçlama hakkında açıklamada bulunmama hakkı bulunmaktadır.

Mesleki uygulamamızda, özellikle ceza soruşturmasının henüz başındayken verilen ilk ifadenin öneminin zaman zaman gözden kaçırıldığını görüyoruz.

Bu nedenle ifadeye çağrılan kişinin önce hangi olay ve hangi sıfat nedeniyle çağrıldığını öğrenmesini, haklarını bilmesini ve ciddi bir suç isnadı söz konusuysa ifade öncesinde hukuki yardım almasını önemsiyoruz.