Susma Hakkı Nedir? Karakolda Susmak Aleyhime Kullanılabilir mi?

Susma hakkı nedir, karakolda ifade verirken kullanılabilir mi ve susmak kişinin aleyhine değerlendirilebilir mi? Şüpheli ve sanığın kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaması, kimlik bilgileri ile suçlamaya ilişkin sorular arasındaki fark ve susma hakkının ceza soruşturmasındaki önemini ele aldık.

Susma Hakkı Nedir?

Ceza soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan kişilerin en sık tereddüt ettiği konulardan biri, kendilerine yöneltilen bütün sorulara cevap vermek zorunda olup olmadıklarıdır.

Uygulamada sıklıkla şu sorularla karşılaşıyoruz:

“Polisin sorduğu her soruya cevap vermek zorunda mıyım?”

“Susarsam suçlu olduğumu düşünürler mi?”

“Cevap vermemem ileride aleyhime kullanılır mı?”

Ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmak zorunda olmaması susma hakkı olarak ifade edilmektedir.

CMK m.147 uyarınca ifade veya sorgu sırasında kişiye kendisine yüklenen suç anlatılmalı, müdafi yardımından yararlanabileceği bildirilmeli ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu hatırlatılmalıdır. Aynı maddede şüpheli veya sanığa lehine olan somut delillerin toplanmasını isteme imkanı da tanınmıştır.

Susma hakkının dayanağı yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu değildir. Anayasa'nın 38. maddesi de hiç kimsenin kendisini veya kanunda belirtilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya ya da bu yönde delil göstermeye zorlanamayacağını güvence altına almaktadır. Anayasa Mahkemesi de susma ve kendini suçlamama hakkını adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olarak kabul etmektedir.

Karakolda Susma Hakkı Kullanılabilir mi?

Evet.

Şüpheli, polis veya jandarma tarafından ifadesi alınırken kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir.

Karakola ifade vermek üzere çağrılmış olmak, kişinin kendisine yöneltilen her soruya cevap vermek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Şüpheli olay hakkında ayrıntılı açıklama yapabileceği gibi, kendisine yüklenen suçla ilgili olarak susma hakkını da kullanabilir.

Ancak burada önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekir:

Her dosyada konuşmak doğru olmadığı gibi, her dosyada susmak da otomatik olarak en doğru savunma yöntemi değildir.

Hangi yolun tercih edileceği; suçlamanın niteliğine, dosyadaki delillere, kişinin olayla ilişkisine ve soruşturmanın hangi aşamada bulunduğuna göre değerlendirilmelidir.

Bu nedenle susma hakkını bir “kaçış yöntemi” olarak değil, kişinin bilinçli şekilde kullanabileceği temel bir savunma hakkı olarak görmek gerekir.

Susma Hakkı Sadece Karakolda mı Kullanılır?

Hayır.

Susma hakkı yalnızca kolluk tarafından alınan ifadeye özgü değildir.

Şüpheli Cumhuriyet savcısı önünde ifade verirken ve hakim tarafından sorgulanırken de kendisine yöneltilen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir.

Aynı hak kovuşturma aşamasında da devam eder. CMK m.191 uyarınca mahkeme huzurunda sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.

Dolayısıyla susma hakkı soruşturmanın yalnızca ilk saatlerinde kullanılan geçici bir hak değildir. Ceza muhakemesinin farklı aşamalarında kullanılabilir.

Kimlik Bilgileri Konusunda Susma Hakkı Var mı?

Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.

CMK m.147 uyarınca şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru şekilde cevaplandırmakla yükümlüdür.

Bu nedenle susma hakkı kişinin kimliğini gizleyebilmesi veya kimliği hakkında yanlış bilgi verebilmesi anlamına gelmez.

Kimlik tespitine yönelik sorular ile suçlamanın esasına ilişkin sorular birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin kişinin kim olduğunun belirlenmesine yönelik bilgiler başka; olay yerinde bulunup bulunmadığı, isnat edilen fiili gerçekleştirip gerçekleştirmediği veya olayın nasıl meydana geldiği hakkındaki sorular başkadır.

Susma hakkının temel konusu, kişinin kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmak zorunda bırakılmamasıdır.

Susmak Suçu Kabul Etmek Anlamına Gelir mi?

Hayır.

Bu konuda uygulamada yanlış bilinen hususlardan biri budur.

Susma hakkını kullanan kişinin:

“Demek ki söyleyecek bir şeyi yok.”

veya

“Susuyorsa suçu işlemiştir.”

şeklinde değerlendirilmesi hukuken doğru değildir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi de susma hakkının kullanılmasının, şüpheli veya sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin bir karine olarak değerlendirilemeyeceğini ve sanık aleyhine yorumlamaya dayanak yapılamayacağını açık biçimde belirtmiştir.

Ceza soruşturmasında suçun işlenip işlenmediği hukuka uygun şekilde elde edilen deliller üzerinden değerlendirilmelidir.

Kişinin susması, iddia makamının suçlamayı ispat etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Susma Hakkını Kullanmak Aleyhime Delil Olur mu?

Susma hakkının kullanılması tek başına kişinin aleyhine bir delil değildir.

Anayasa Mahkemesinin yaklaşımına göre kendini suçlamama hakkının temelinde, kişinin yetkili makamlar tarafından zorlanarak kendi aleyhine delil üretmeye mecbur bırakılmasının önlenmesi bulunmaktadır.

Yargıtay da susma hakkının kullanılmasının sanığın suç işlediğine ilişkin karine sayılamayacağını ve aleyhe değerlendirmeye gerekçe yapılamayacağını belirtmektedir.

Ancak şu ayrımı yapmak gerekir:

Susma hakkının kullanılması, dosyadaki diğer delilleri ortadan kaldırmaz.

Dosyada kamera görüntüsü, tanık anlatımı, dijital materyal, kriminal inceleme, mesaj kayıtları veya başka hukuka uygun deliller bulunuyorsa bunlar kendi içerisinde değerlendirilir.

Yani susma hakkı kişiye konuşmama hakkı verir; mevcut delilleri hükümsüz hale getirmez.

Bazı Sorulara Cevap Verip Bazı Sorularda Susabilir miyim?

Uygulamada bu ihtimalle de karşılaşılmaktadır.

Kişinin ifade boyunca hiçbir açıklama yapmaması mümkün olduğu gibi, bazı hususlarda açıklamada bulunup kendisini suçlayabileceğini düşündüğü başka hususlarda açıklamada bulunmamayı tercih etmesi de gündeme gelebilir.

Öğretide bu durum genellikle kısmi susma kapsamında ele alınmaktadır.

Ancak burada özellikle dikkatli olunması gerekir. Kişinin bir konuda ayrıntılı açıklama yaptıktan sonra bağlantılı başka bir konuda susması, dosyanın bütünlüğü içerisinde ayrıca değerlendirilebilir.

Bu nedenle “Hangi soruya cevap vereyim, hangisinde susayım?” sorusunun bütün dosyalar için geçerli tek bir cevabı yoktur.

Susma Hakkı Daha Sonra Bırakılabilir mi?

Evet.

Kişi kollukta susma hakkını kullanmış olsa dahi daha sonra Cumhuriyet savcısı veya mahkeme huzurunda açıklamada bulunabilir.

Aynı şekilde daha önce ifade vermiş olması da ilerleyen aşamada susma hakkını kullanmasına engel değildir.

Bu nedenle kişinin soruşturmanın bir aşamasında susması, bir daha hiçbir şekilde açıklama yapamayacağı anlamına gelmez.

Ancak daha önce verilen ifadeler ile sonraki açıklamalar arasındaki hukuki ilişkinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu konuda ayrıntılı olarak hazırladığımız İlk İfade Sonradan Değiştirilebilir mi? Kolluk İfadesinin Delil Değeri başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

“Ben Suçsuzum, Neden Susayım?” Düşüncesi

Mesleki uygulamada sıkça karşılaştığımız düşüncelerden biri de budur.

Kişi herhangi bir suç işlemediğini düşündüğü için:

“Benim saklayacak bir şeyim yok, her şeyi anlatırım.”

diyebilir.

Elbette bazı dosyalarda kişinin olayı açık ve ayrıntılı şekilde anlatması savunması bakımından son derece önemli olabilir.

Ancak kişinin suçsuz olduğunu düşünmesi, ifade sırasında kullanacağı her cümlenin hukuki sonucunu bildiği anlamına gelmez.

Kişi olayın tarihini yanlış hatırlayabilir, kendisine önemsiz gelen bir ayrıntıyı atlayabilir veya hukuki açıdan farklı anlama gelebilecek bir ifade kullanabilir.

Daha sonra dosyaya giren başka bir delille ilk açıklama arasında görünürde bir çelişki ortaya çıkabilir.

Bu nedenle bizim açımızdan mesele “Suçsuzsan konuş, suçluysan sus.” kadar basit değildir.

Önemli olan, kişinin hangi suçlamayla karşı karşıya olduğunu ve yapacağı açıklamanın dosyada nasıl değerlendirilebileceğini bilerek hareket etmesidir.

Avukatla Görüşmeden Önce Susma Hakkı Kullanılabilir mi?

Evet.

CMK m.147 kapsamında kişiye hem müdafi yardımından yararlanma hakkı hem de yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı bildirilmelidir.

Bu nedenle kişi, hukuki durumunu değerlendirebilmek amacıyla müdafiiyle görüşmek isteyebilir ve bu süreçte suçlama hakkında açıklama yapmamayı tercih edebilir.

Özellikle ciddi bir suç isnadı söz konusu olduğunda, kişinin henüz olayın hukuki niteliğini ve dosyadaki delilleri bilmiyorken aceleyle ifade vermesi yerine haklarını bilerek hareket etmesini önemli görüyoruz.

Bu konudaki ayrıntılı değerlendirmemiz için Karakolda İfade Verirken Avukat Zorunlu mu? Kolluk İfadesinde Avukatın Önemi başlıklı makalemize de göz atabilirsiniz.

Susma Hakkı ile İfade Vermeyi Reddetmek Aynı Şey mi?

Günlük kullanımda bu kavramlar birbirine karıştırılabilmektedir.

Kişi usulüne uygun şekilde ifadeye çağrıldığında çağrıya gitme yükümlülüğü ile kendisine yöneltilen suç hakkında açıklama yapmama hakkı farklı konulardır.

Yani kişi ifadeye gitmiş olabilir fakat suçlamaya ilişkin sorular bakımından susma hakkını kullanabilir.

Bu nedenle:

“Susma hakkım varsa karakola hiç gitmem.”

şeklindeki düşünce doğru değildir.

Usulüne uygun ifadeye çağrı ve susma hakkı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Susma Hakkı Kullanılmadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli?

Kanaatimizce ilk olarak kişinin hangi sıfatla ve hangi suçlama nedeniyle ifadeye çağrıldığını bilmesi gerekir.

Ardından dosyada bilinen deliller, kişinin olayla ilişkisi ve yapılacak açıklamanın muhtemel sonuçları değerlendirilmelidir.

Bazen kişinin elinde suçlamayı doğrudan çürütecek bir kamera kaydı, belge veya başka somut delil olabilir. Bazı dosyalarda ise kişi olayın hukuki niteliğini dahi tam olarak bilmiyor olabilir.

Dolayısıyla susma hakkının kullanılması konusunda ezbere bir yöntem benimsemek yerine somut dosyanın özelliklerine göre karar verilmesi daha doğru olacaktır.

Susma Hakkına İlişkin Mesleki Görüşümüz

Biz ceza dosyalarında susma hakkını önemli bir savunma güvencesi olarak görüyoruz.

Ancak kanaatimizce bu hakkın en doğru kullanımı, kişinin ne yaptığını bilerek karar vermesidir.

Sadece korktuğu için susmak veya tam tersine “Ben suçsuzum.” düşüncesiyle dosyanın içeriğini bilmeden uzun bir açıklama yapmak her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Özellikle ceza soruşturmasının ilk aşamasında kişinin hangi suç isnadıyla karşı karşıya olduğunu anlaması ve mümkünse ifade vermeden önce hukuki durumunu değerlendirmesi önemlidir.

Çünkü ceza dosyasında ilk aşamada yapılan bir açıklama veya kullanılan bir savunma hakkı, dosyanın ilerleyen safhalarında yeniden gündeme gelebilir.

Sık Sorulan Sorular

Karakolda susma hakkımı kullanabilir miyim?
Evet. Şüpheli kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir. CMK m.147 uyarınca bu hakkın ifade sırasında kendisine bildirilmesi gerekir.

Susarsam suçlu olduğum düşünülür mü?
Susma hakkının kullanılması suçluluk karinesi oluşturmaz. Yargıtay da susmanın tek başına sanık aleyhine yorumlanamayacağını belirtmektedir.

Kimlik bilgilerimi vermemek için susma hakkını kullanabilir miyim?
Hayır. CMK m.147 uyarınca şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür.

Savcılıkta da susma hakkım var mı?
Evet. Susma hakkı yalnızca kolluk ifadesine özgü değildir.

Mahkemede susabilir miyim?
Evet. CMK m.191 uyarınca mahkeme huzurunda da sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilir.

Önce susup daha sonra ifade verebilir miyim?
Evet. Kişi sonraki aşamalarda açıklamada bulunabilir. Ancak önceki ve sonraki beyanların dosyada nasıl değerlendirileceği somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her ceza soruşturmasının olayları, delilleri ve hukuki özellikleri farklı olduğundan somut dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Susma hakkı, şüpheli ve sanığın ceza muhakemesindeki temel savunma haklarından biridir.

Kişi kendisine yöneltilen suç hakkında açıklamada bulunmaya zorlanamaz. Susma hakkının kullanılması suçu kabul etmek anlamına gelmediği gibi tek başına kişinin aleyhine bir delil olarak da değerlendirilemez. Buna karşılık kişi kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür.

Kanaatimizce asıl önemli olan, susma hakkının varlığını bilmenin yanında ne zaman ve neden kullanılacağının doğru değerlendirilmesidir.

Özellikle ciddi bir suç isnadıyla karşı karşıya bulunan kişinin, dosyanın hukuki durumunu bilmeden aceleyle ifade vermek yerine sahip olduğu hakları öğrenerek hareket etmesini önemli görüyoruz.

Susma Hakkı Nedir? Karakolda Susmak Aleyhime Kullanılabilir mi?

Susma hakkı nedir, karakolda ifade verirken kullanılabilir mi ve susmak kişinin aleyhine değerlendirilebilir mi? Şüpheli ve sanığın kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaması, kimlik bilgileri ile suçlamaya ilişkin sorular arasındaki fark ve susma hakkının ceza soruşturmasındaki önemini ele aldık.

Susma Hakkı Nedir?

Ceza soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan kişilerin en sık tereddüt ettiği konulardan biri, kendilerine yöneltilen bütün sorulara cevap vermek zorunda olup olmadıklarıdır.

Uygulamada sıklıkla şu sorularla karşılaşıyoruz:

“Polisin sorduğu her soruya cevap vermek zorunda mıyım?”

“Susarsam suçlu olduğumu düşünürler mi?”

“Cevap vermemem ileride aleyhime kullanılır mı?”

Ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmak zorunda olmaması susma hakkı olarak ifade edilmektedir.

CMK m.147 uyarınca ifade veya sorgu sırasında kişiye kendisine yüklenen suç anlatılmalı, müdafi yardımından yararlanabileceği bildirilmeli ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu hatırlatılmalıdır. Aynı maddede şüpheli veya sanığa lehine olan somut delillerin toplanmasını isteme imkanı da tanınmıştır.

Susma hakkının dayanağı yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu değildir. Anayasa'nın 38. maddesi de hiç kimsenin kendisini veya kanunda belirtilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya ya da bu yönde delil göstermeye zorlanamayacağını güvence altına almaktadır. Anayasa Mahkemesi de susma ve kendini suçlamama hakkını adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olarak kabul etmektedir.

Karakolda Susma Hakkı Kullanılabilir mi?

Evet.

Şüpheli, polis veya jandarma tarafından ifadesi alınırken kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir.

Karakola ifade vermek üzere çağrılmış olmak, kişinin kendisine yöneltilen her soruya cevap vermek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Şüpheli olay hakkında ayrıntılı açıklama yapabileceği gibi, kendisine yüklenen suçla ilgili olarak susma hakkını da kullanabilir.

Ancak burada önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekir:

Her dosyada konuşmak doğru olmadığı gibi, her dosyada susmak da otomatik olarak en doğru savunma yöntemi değildir.

Hangi yolun tercih edileceği; suçlamanın niteliğine, dosyadaki delillere, kişinin olayla ilişkisine ve soruşturmanın hangi aşamada bulunduğuna göre değerlendirilmelidir.

Bu nedenle susma hakkını bir “kaçış yöntemi” olarak değil, kişinin bilinçli şekilde kullanabileceği temel bir savunma hakkı olarak görmek gerekir.

Susma Hakkı Sadece Karakolda mı Kullanılır?

Hayır.

Susma hakkı yalnızca kolluk tarafından alınan ifadeye özgü değildir.

Şüpheli Cumhuriyet savcısı önünde ifade verirken ve hakim tarafından sorgulanırken de kendisine yöneltilen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir.

Aynı hak kovuşturma aşamasında da devam eder. CMK m.191 uyarınca mahkeme huzurunda sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.

Dolayısıyla susma hakkı soruşturmanın yalnızca ilk saatlerinde kullanılan geçici bir hak değildir. Ceza muhakemesinin farklı aşamalarında kullanılabilir.

Kimlik Bilgileri Konusunda Susma Hakkı Var mı?

Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.

CMK m.147 uyarınca şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru şekilde cevaplandırmakla yükümlüdür.

Bu nedenle susma hakkı kişinin kimliğini gizleyebilmesi veya kimliği hakkında yanlış bilgi verebilmesi anlamına gelmez.

Kimlik tespitine yönelik sorular ile suçlamanın esasına ilişkin sorular birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin kişinin kim olduğunun belirlenmesine yönelik bilgiler başka; olay yerinde bulunup bulunmadığı, isnat edilen fiili gerçekleştirip gerçekleştirmediği veya olayın nasıl meydana geldiği hakkındaki sorular başkadır.

Susma hakkının temel konusu, kişinin kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmak zorunda bırakılmamasıdır.

Susmak Suçu Kabul Etmek Anlamına Gelir mi?

Hayır.

Bu konuda uygulamada yanlış bilinen hususlardan biri budur.

Susma hakkını kullanan kişinin:

“Demek ki söyleyecek bir şeyi yok.”

veya

“Susuyorsa suçu işlemiştir.”

şeklinde değerlendirilmesi hukuken doğru değildir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi de susma hakkının kullanılmasının, şüpheli veya sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin bir karine olarak değerlendirilemeyeceğini ve sanık aleyhine yorumlamaya dayanak yapılamayacağını açık biçimde belirtmiştir.

Ceza soruşturmasında suçun işlenip işlenmediği hukuka uygun şekilde elde edilen deliller üzerinden değerlendirilmelidir.

Kişinin susması, iddia makamının suçlamayı ispat etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Susma Hakkını Kullanmak Aleyhime Delil Olur mu?

Susma hakkının kullanılması tek başına kişinin aleyhine bir delil değildir.

Anayasa Mahkemesinin yaklaşımına göre kendini suçlamama hakkının temelinde, kişinin yetkili makamlar tarafından zorlanarak kendi aleyhine delil üretmeye mecbur bırakılmasının önlenmesi bulunmaktadır.

Yargıtay da susma hakkının kullanılmasının sanığın suç işlediğine ilişkin karine sayılamayacağını ve aleyhe değerlendirmeye gerekçe yapılamayacağını belirtmektedir.

Ancak şu ayrımı yapmak gerekir:

Susma hakkının kullanılması, dosyadaki diğer delilleri ortadan kaldırmaz.

Dosyada kamera görüntüsü, tanık anlatımı, dijital materyal, kriminal inceleme, mesaj kayıtları veya başka hukuka uygun deliller bulunuyorsa bunlar kendi içerisinde değerlendirilir.

Yani susma hakkı kişiye konuşmama hakkı verir; mevcut delilleri hükümsüz hale getirmez.

Bazı Sorulara Cevap Verip Bazı Sorularda Susabilir miyim?

Uygulamada bu ihtimalle de karşılaşılmaktadır.

Kişinin ifade boyunca hiçbir açıklama yapmaması mümkün olduğu gibi, bazı hususlarda açıklamada bulunup kendisini suçlayabileceğini düşündüğü başka hususlarda açıklamada bulunmamayı tercih etmesi de gündeme gelebilir.

Öğretide bu durum genellikle kısmi susma kapsamında ele alınmaktadır.

Ancak burada özellikle dikkatli olunması gerekir. Kişinin bir konuda ayrıntılı açıklama yaptıktan sonra bağlantılı başka bir konuda susması, dosyanın bütünlüğü içerisinde ayrıca değerlendirilebilir.

Bu nedenle “Hangi soruya cevap vereyim, hangisinde susayım?” sorusunun bütün dosyalar için geçerli tek bir cevabı yoktur.

Susma Hakkı Daha Sonra Bırakılabilir mi?

Evet.

Kişi kollukta susma hakkını kullanmış olsa dahi daha sonra Cumhuriyet savcısı veya mahkeme huzurunda açıklamada bulunabilir.

Aynı şekilde daha önce ifade vermiş olması da ilerleyen aşamada susma hakkını kullanmasına engel değildir.

Bu nedenle kişinin soruşturmanın bir aşamasında susması, bir daha hiçbir şekilde açıklama yapamayacağı anlamına gelmez.

Ancak daha önce verilen ifadeler ile sonraki açıklamalar arasındaki hukuki ilişkinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu konuda ayrıntılı olarak hazırladığımız İlk İfade Sonradan Değiştirilebilir mi? Kolluk İfadesinin Delil Değeri başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

“Ben Suçsuzum, Neden Susayım?” Düşüncesi

Mesleki uygulamada sıkça karşılaştığımız düşüncelerden biri de budur.

Kişi herhangi bir suç işlemediğini düşündüğü için:

“Benim saklayacak bir şeyim yok, her şeyi anlatırım.”

diyebilir.

Elbette bazı dosyalarda kişinin olayı açık ve ayrıntılı şekilde anlatması savunması bakımından son derece önemli olabilir.

Ancak kişinin suçsuz olduğunu düşünmesi, ifade sırasında kullanacağı her cümlenin hukuki sonucunu bildiği anlamına gelmez.

Kişi olayın tarihini yanlış hatırlayabilir, kendisine önemsiz gelen bir ayrıntıyı atlayabilir veya hukuki açıdan farklı anlama gelebilecek bir ifade kullanabilir.

Daha sonra dosyaya giren başka bir delille ilk açıklama arasında görünürde bir çelişki ortaya çıkabilir.

Bu nedenle bizim açımızdan mesele “Suçsuzsan konuş, suçluysan sus.” kadar basit değildir.

Önemli olan, kişinin hangi suçlamayla karşı karşıya olduğunu ve yapacağı açıklamanın dosyada nasıl değerlendirilebileceğini bilerek hareket etmesidir.

Avukatla Görüşmeden Önce Susma Hakkı Kullanılabilir mi?

Evet.

CMK m.147 kapsamında kişiye hem müdafi yardımından yararlanma hakkı hem de yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı bildirilmelidir.

Bu nedenle kişi, hukuki durumunu değerlendirebilmek amacıyla müdafiiyle görüşmek isteyebilir ve bu süreçte suçlama hakkında açıklama yapmamayı tercih edebilir.

Özellikle ciddi bir suç isnadı söz konusu olduğunda, kişinin henüz olayın hukuki niteliğini ve dosyadaki delilleri bilmiyorken aceleyle ifade vermesi yerine haklarını bilerek hareket etmesini önemli görüyoruz.

Bu konudaki ayrıntılı değerlendirmemiz için Karakolda İfade Verirken Avukat Zorunlu mu? Kolluk İfadesinde Avukatın Önemi başlıklı makalemize de göz atabilirsiniz.

Susma Hakkı ile İfade Vermeyi Reddetmek Aynı Şey mi?

Günlük kullanımda bu kavramlar birbirine karıştırılabilmektedir.

Kişi usulüne uygun şekilde ifadeye çağrıldığında çağrıya gitme yükümlülüğü ile kendisine yöneltilen suç hakkında açıklama yapmama hakkı farklı konulardır.

Yani kişi ifadeye gitmiş olabilir fakat suçlamaya ilişkin sorular bakımından susma hakkını kullanabilir.

Bu nedenle:

“Susma hakkım varsa karakola hiç gitmem.”

şeklindeki düşünce doğru değildir.

Usulüne uygun ifadeye çağrı ve susma hakkı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Susma Hakkı Kullanılmadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli?

Kanaatimizce ilk olarak kişinin hangi sıfatla ve hangi suçlama nedeniyle ifadeye çağrıldığını bilmesi gerekir.

Ardından dosyada bilinen deliller, kişinin olayla ilişkisi ve yapılacak açıklamanın muhtemel sonuçları değerlendirilmelidir.

Bazen kişinin elinde suçlamayı doğrudan çürütecek bir kamera kaydı, belge veya başka somut delil olabilir. Bazı dosyalarda ise kişi olayın hukuki niteliğini dahi tam olarak bilmiyor olabilir.

Dolayısıyla susma hakkının kullanılması konusunda ezbere bir yöntem benimsemek yerine somut dosyanın özelliklerine göre karar verilmesi daha doğru olacaktır.

Susma Hakkına İlişkin Mesleki Görüşümüz

Biz ceza dosyalarında susma hakkını önemli bir savunma güvencesi olarak görüyoruz.

Ancak kanaatimizce bu hakkın en doğru kullanımı, kişinin ne yaptığını bilerek karar vermesidir.

Sadece korktuğu için susmak veya tam tersine “Ben suçsuzum.” düşüncesiyle dosyanın içeriğini bilmeden uzun bir açıklama yapmak her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Özellikle ceza soruşturmasının ilk aşamasında kişinin hangi suç isnadıyla karşı karşıya olduğunu anlaması ve mümkünse ifade vermeden önce hukuki durumunu değerlendirmesi önemlidir.

Çünkü ceza dosyasında ilk aşamada yapılan bir açıklama veya kullanılan bir savunma hakkı, dosyanın ilerleyen safhalarında yeniden gündeme gelebilir.

Sık Sorulan Sorular

Karakolda susma hakkımı kullanabilir miyim?
Evet. Şüpheli kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir. CMK m.147 uyarınca bu hakkın ifade sırasında kendisine bildirilmesi gerekir.

Susarsam suçlu olduğum düşünülür mü?
Susma hakkının kullanılması suçluluk karinesi oluşturmaz. Yargıtay da susmanın tek başına sanık aleyhine yorumlanamayacağını belirtmektedir.

Kimlik bilgilerimi vermemek için susma hakkını kullanabilir miyim?
Hayır. CMK m.147 uyarınca şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür.

Savcılıkta da susma hakkım var mı?
Evet. Susma hakkı yalnızca kolluk ifadesine özgü değildir.

Mahkemede susabilir miyim?
Evet. CMK m.191 uyarınca mahkeme huzurunda da sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilir.

Önce susup daha sonra ifade verebilir miyim?
Evet. Kişi sonraki aşamalarda açıklamada bulunabilir. Ancak önceki ve sonraki beyanların dosyada nasıl değerlendirileceği somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her ceza soruşturmasının olayları, delilleri ve hukuki özellikleri farklı olduğundan somut dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Susma hakkı, şüpheli ve sanığın ceza muhakemesindeki temel savunma haklarından biridir.

Kişi kendisine yöneltilen suç hakkında açıklamada bulunmaya zorlanamaz. Susma hakkının kullanılması suçu kabul etmek anlamına gelmediği gibi tek başına kişinin aleyhine bir delil olarak da değerlendirilemez. Buna karşılık kişi kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür.

Kanaatimizce asıl önemli olan, susma hakkının varlığını bilmenin yanında ne zaman ve neden kullanılacağının doğru değerlendirilmesidir.

Özellikle ciddi bir suç isnadıyla karşı karşıya bulunan kişinin, dosyanın hukuki durumunu bilmeden aceleyle ifade vermek yerine sahip olduğu hakları öğrenerek hareket etmesini önemli görüyoruz.